İçişleri-Adalet

Manisa’da okulda silahlı saldırı, 11 yaralı, 4 gözaltı ve uyarı

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

Adalet Bakanı Akın Gürlek: Çocuklarımızın güvenliğini tehdit eden hiçbir ihmal karşılıksız kalmayacaktır’ dedi. Bakan Akın Gürlek’in olayla ilgili  paylaşımı şöyle.

ÇOCUKLARIMIZIN GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDEN HİÇBİR İHMAL KARŞILIKSIZ KALMAYACAKTIR! Manisa’nın Turgutlu ilçesinde, okul binası dışında, öğrencilerimizin okullarına gittiği sokakta meydana gelen silahlı saldırıda 2’si ağır olmak üzere 11 öğrencimizin yaralanması hepimizi derinden üzmüştür. Yaralanan evlatlarımıza acil şifalar diliyor; ailelerine, arkadaşlarına ve eğitim camiamıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Olayın hemen ardından Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığımızca kapsamlı bir soruşturma başlatılmış, Başsavcımızın koordinasyonunda iki Cumhuriyet savcısı görevlendirilmiş, saldırıyı gerçekleştiren adli süreçteki çocuk kısa sürede yakalanarak gözaltına alınmıştır. Çocuklarımızın güvenliği söz konusu olduğunda hiçbir ihmalin, hiçbir sorumsuzluğun görmezden gelinmesi mümkün değildir. Yakın zamanda öncülük ettiğimiz yasal düzenleme ile ailelerin bakım ve gözetim yükümlülüklerine ilişkin sorumlulukları daha açık ve güçlü hâle getirmiştik. Bu kapsamda anne, baba ve saldırıda kullanılan silahın kullanımında bulunduğu belirlenen dede de gözaltına alınmıştır. Saldırıda kullanılan silahın çocuğun eline nasıl geçtiği, silahın muhafaza koşulları, anne ve babanın bakım ve gözetim yükümlülükleri ile olay öncesinde akran zorbalığı yaşandığı yönündeki iddialar çok yönlü ve titizlikle araştırılmaktadır. Çocuklarımızın güvenliğini tehdit eden bu olayın üzerine hukuk içinde ve kararlılıkla gidilecek; sorumluluğu bulunanlar titizlikle tespit edilecek, hiçbir ihmal gözardı edilmeyecektir. İlgili bakanlıklarımız ve kurumlarımızla güçlü bir koordinasyon içerisinde hem adli süreci hem de yaralı öğrencilerimizin durumunu hassasiyetle takip ediyoruz. Yaralı öğrencilerimize bir kez daha acil şifalar diliyoruz.

ÇYDD: ÇOCUKLARIN CAN GÜVENLİĞİ HER ŞEYDEN ÖNCE GELİR!

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde, okul önünde gerçekleşen bir silahlı saldırıda çok sayıda öğrencinin yaralanması, çocuklarımızın güvenliği için gerekli adımların daha fazla ertelenemeyeceğini acı bir biçimde göstermiştir. Çocukların kendilerini en güvende hissetmeleri gereken yerde silahlı şiddetle karşı karşıya kalması, yaşam ve eğitim haklarına doğrudan yönelmiş bir tehdittir. Hiçbir çocuk okul yolunda can kaygısı taşımamalıdır.
Çocukların can güvenliğini sağlamak için önleyici ve sürdürülebilir çalışmalar yürütülmeli; silaha erişimin sıkı biçimde denetlendiği, risklerin zamanında belirlendiği ve koruyucu önlemlerin kararlılıkla uygulandığı kapsamlı bir kamu politikası gecikmeden hayata geçirilmelidir. Çocuklarımızın güvenliğini tehdit eden hiçbir olayın sıradanlaşmasına sessiz kalmayacağız. Yaralanan öğrencilerimizin bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını ve can kaybı yaşanmamasını diliyor; ailelerine, arkadaşlarına ve ulusumuza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

TKP’den okul saldırısı sonrası açıklama: ‘Şiddeti normalleştiren düzeni hep birlikte değiştirmek durumundayız’

Türkiye Komünist Partisi (TKP), Manisa Turgutlu’da bir okulun önünde meydana gelen silahlı saldırının ardından yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, okullarda artan şiddetin yalnızca güvenlikçi tedbirlerle engellenemeyeceği ve çocukları şiddetten korumanın onları yalnızca silahlardan değil, şiddeti üreten toplumsal koşullardan da korumayı gerektirdiği vurgulandı. “Dizileriyle şiddeti normalleştiren, bireysel silahlanmanın artmasına olanak sağlayan ve insan hayatını değersizleştiren bu toplumsal düzeni ülkemizin bugünü ve geleceği için hep birlikte değiştirmek durumundayız” ifadelerine yer verildi.

TKP açıklamasının tamamı şöyle:

“Okullar açılırken söyledik: Çocukların yüzünün güldüğü; karnının tok, geleceğinin güvence altında olduğu; korkunun, endişenin ve yoksulluğun çocuklardan uzak olduğu bir ülke istiyoruz.

Bugün Manisa Turgutlu’da bir okulun önünde silah sesleri duyuldu, hayati tehlikesi de olan yaralı öğrenciler var.
Yaralanan öğrencilerin bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyoruz.

Saldırının  arkasında yatan neden henüz bilinmemekle birlikte artan okul saldırıları dar anlamıyla “güvenlik sorunu” olarak ele alınamayacak çok boyutlu bir soruna işaret ediyor. Bu gerçek görmezden gelinirse çocuklarımıza yönelen şiddetin nedenleri doğru şekilde tespit edilemez ve çözüm yalnızca güvenlik önlemlerini sıkılaştırmakta aranır. Yaşananlar dolayısıyla milyonlarca veli ve öğrencinin güvenlik kaygıları artarken bu haklı endişenin güvenlikçi bir yaklaşımla istismar edilmesi karşı karşıya olduğumuz soruna çözüm olmayacaktır.

Yoksulluğun, eşitsizliğin, geleceksizliğin ve toplumsal çürümenin derinleştiği bir ülkede çocukları şiddetten korumak, onları yalnızca silahlardan değil, şiddeti besleyen bu toplumsal koşullardan da korumayı gerektirir.

Dizileriyle şiddeti normalleştiren, bireysel silahlanmanın artmasına olanak sağlayan ve insan hayatını değersizleştiren bu toplumsal düzeni ülkemizin bugünü ve geleceği için hep birlikte değiştirmek durumundayız.”

Okulda şiddeti önlemede erken uyarıları fark etmek kritik!

Erken uyarı işaretleri genelde tek bir davranıştan değil, bir örüntüden anlaşılıyor!

Okul başarısındaki ani düşüş, tehditkâr konuşmalar, belirgin sosyal çekilme ve zarar verme imaları… Gençlerde şiddet riskini değerlendirirken tek bir davranışa değil, bir arada görülen değişimlere dikkat edilmesi gerektiğini belirten Klinik Psikolog İpek Erol, aile, öğretmen ve ruh sağlığı uzmanları arasındaki iş birliğinin önemini vurguladı.

Her öfkeli veya içe kapanık gencin şiddete yönelmediğinin altını çizen İpek Erol, “Risk, çoğunlukla bireysel kırılganlıklarla aile, okul ve çevre koşullarının birleştiği noktada yükselir.” dedi. Okul saldırılarının arkasında çoğu zaman tek bir neden bulunmadığını belirten İpek Erol; dışlanmışlık hissi, küçük düşürülme algısı, yoğun yalnızlık, değersizlik duygusu ve intikam fantezileri gibi unsurların birikimli bir psikolojik sürecin parçaları olabileceğini söyledi.

İpek Erol, okulda şiddeti önleme çalışmalarında güvenlik önlemleri kadar öğrenciyi tanıyan, dinleyen ve gerektiğinde uzman desteğine yönlendiren bir yaklaşımın da gerekli olduğunu belirtti.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, okul temelli şiddet olaylarında erken uyarı işaretlerini, gençlerin yaşadığı duygusal güçlükleri ve önleme sürecinde aile, okul ve medyanın sorumluluklarını değerlendirdi.

Tek bir davranış değil, değişimlerin bütünü değerlendirilmeli

Gençlerin davranışlarındaki değişimlerin aileler ve öğretmenler tarafından dikkatle izlenmesi gerektiğini belirten Klinik Psikolog İpek Erol, “Erken uyarı işaretleri genelde tek bir davranıştan değil, bir örüntüden anlaşılır.” dedi.

Okul başarısında ani düşüş, okula yabancılaşma, yoğun öfke patlamaları, tehditkâr konuşmalar, intikam içerikli ifadeler, silahlara aşırı ilgi ve şiddeti romantize eden paylaşımların bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden İpek Erol; kendine ya da başkasına zarar verme imalarının, belirgin sosyal çekilmenin ve ağır bir aşağılanma ya da reddedilme sonrasında ortaya çıkan davranış değişikliklerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.

İpek Erol, “Özellikle ‘beni görecekler’, ‘hesabını soracağım’, ‘artık dayanmayacağım’ gibi cümleler kesinlikle küçümsenmemelidir.” uyarısında bulundu.

Öğrenciyi yalnızca disiplin meselesi olarak görmek erken müdahaleyi zorlaştırıyor

Şiddeti önlemede öğrencinin yaşadığı güçlüklerin fark edilmesinin ve uygun desteğe ulaşmasının önemine dikkat çeken Erol, okulun yaklaşımının bu süreçte belirleyici olduğunu kaydetti.

İpek Erol, “Okul tarafında ise öğrenciyi yalnızca disiplin meselesi olarak görmek, rehberlik servislerini kriz yönetimi yerine evrak işine sıkıştırmak, öğretmenlerin risk sinyallerini tanıma konusunda yeterince desteklenmemesi ve kurumlar arası yönlendirme zincirinin zayıf olması büyük açık yaratır.” diye konuştu.

Rehberlik servislerinin tek başına yeterli olmadığını da vurgulayan İpek Erol, “Öğretmen, aile, okul yönetimi, çocuk-ergen ruh sağlığı uzmanı ve gerektiğinde sosyal hizmet birimleri birlikte çalışmadığında erken fark etme şansı azalır.” dedi.

Çocukla yalnızca kuralları değil, yaşadığı duyguları da konuşmak gerekiyor

Aile içindeki iletişimin gençlerin duygusal güçlüklerle baş etmesinde önemli bir yeri olduğunu belirten İpek Erol, duyguların konuşulamadığı ve çocuğun yalnızca başarısı üzerinden değerlendirildiği ortamların kırılganlığı artırabileceğini ifade etti.

İpek Erol, “Evde duyguların konuşulamadığı, sınırların ya çok gevşek ya çok sert olduğu, çocuğun görülmediği ya da sadece başarı üzerinden değer gördüğü aile ortamları kırılganlığı artırabilir.” dedi.

Ailelere çocuklarının yaşadığı duyguları anlamaya yönelik bir iletişim kurmaları çağrısında bulunan İpek  Erol, “Aileler çocukla sadece kural konuşmamalı; utancı, öfkeyi, reddedilmeyi ve hayal kırıklığını nasıl yaşadığını da konuşmalı.” ifadelerini kullandı.

Her öfkeli veya içe kapanık genç şiddete yönelmiyor

Ergenlikte duyguların yoğun yaşandığını, buna karşılık duyguları düzenleme kapasitesinin henüz tam gelişmediğini anlatan Erol; dürtü kontrolündeki zayıflığın, kimlik karmaşasının, akran grubu içinde kabul görme ihtiyacının ve öfkeyi yönetememenin bazı gençlerde saldırgan davranış riskini artırabildiğini söyledi.

Ancak bu özelliklerin tek başına bir gencin şiddete yöneleceği anlamına gelmediğini vurgulayan İpek Erol, “Her öfkeli, her içe kapanık ya da her kimlik krizi yaşayan genç şiddete yönelmez; risk, çoğunlukla bireysel kırılganlıklarla aile, okul ve çevre koşullarının birleştiği noktada yükselir.” diye konuştu.

Erol, davranışı kontrol etmekte güçlük, yoğun duygusal sıkıntı, okula düşük bağlılık, aile içi çatışma ve şiddete maruz kalmanın birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Görünür olma isteği ile yalnızlık bir arada yaşanabiliyor

Gençlerin taşıdığı duygusal yükün de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Erol, “Yalnızlık, değersizlik hissi, sürekli karşılaştırılma, başarısızlık korkusu, dışlanma, gelecek kaygısı ve anlam kaybı gençlerin en sık yaşadığı duygular arasında.” dedi.

Dijital kültürün görünür olma baskısıyla bu yükü artırabildiğini ifade eden İpek Erol, “Genç hem çok görünür olmak istiyor hem de gerçek ilişkilerde çok yalnız hissedebiliyor. Bu da özellikle narsisistik incinme, utanç ve öfke döngüsünü güçlendirebiliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Okul saldırılarının arkasında çoğu zaman tek bir neden bulunmadığını belirten İpek Erol; dışlanmışlık hissi, küçük düşürülme algısı, yoğun yalnızlık, değersizlik duygusu ve intikam fantezileri gibi unsurların birikimli bir psikolojik sürecin parçaları olabileceğini söyledi.

Psikiyatrik değerlendirmede erken müdahale önem taşıyor

Bazı vakalarda daha ağır psikiyatrik tabloların da söz konusu olabileceğini ifade eden İpek Erol, özellikle psikotik süreçlerde gerçeklik algısının bozulmasının kişinin çevresini olduğundan farklı algılamasına yol açabildiğini belirtti.

Psikiyatrik hastalıklarla şiddet arasında doğrudan ve genelleyici bir bağ kurulmaması gerektiğine dikkat çeken Erol, erken psikiyatrik değerlendirme ve müdahalenin önemini vurguladı.

Dijital oyunlar üzerinden tek nedenli açıklama yapılamaz

Şiddet olaylarının yalnızca dijital oyunlarla açıklanamayacağını belirten Erol, “Dijital oyunları tek başına neden gibi göstermek doğru değil.” dedi.

Şiddet içerikli oyunların bazı gençlerde saldırgan duygu ve tepkileri artırabileceğine ve duyarsızlaşmaya katkı sunabileceğine ilişkin bulgular bulunduğunu ifade eden İpek Erol, bu bulguların ağır ve hedefli saldırıları tek başına oyun oynamakla açıklamadığını vurguladı.

Erol, “Asıl belirleyici olan; gencin ruhsal durumu, aile ortamı, maruz kaldığı şiddet, sosyal dışlanma, öfke düzenleme kapasitesi ve en kritik olarak silaha erişim gibi etkenlerin birleşimidir.” diye konuştu.

Medyada failin hikâyesi yerine önleme ve destek yolları öne çıkarılmalı

Şiddeti önleme konusunda medyanın da sorumluluk taşıdığını kaydeden İpek Erol, failin adını, görüntüsünü ve hikâyesini öne çıkaran yayınların bazı kırılgan gençler açısından model oluşturabileceğine dikkat çekti. Erol, bu durumun literatürde ‘taklit/bulaşma etkisi’ olarak tanımlandığını belirtti.

Haberlerde kullanılan dilin ve seçilen odağın önemini vurgulayan Erol, “Odağı failden mağdurlara, toplumsal iyileşmeye ve önleme yollarına kaydırmak gerekir. Olayın dramatik detaylarını tekrar tekrar vermek yerine, erken uyarı işaretlerine, psikolojik destek yollarına ve çözüm önerilerine yer vermek çok daha koruyucudur. Çünkü mesele sadece bir olayı aktarmak değil, o bilginin toplumda nasıl bir etki yaratacağını da gözetmektir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Okullarda şiddet önlenebilir mi? 

Okul şiddetini önlemede öğrencinin kendini güvende, değerli ve bir topluluğa ait hissetmesinin önemine dikkat çeken Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, güvenlik önlemlerinin yanı sıra gençlerin psikolojik ihtiyaçlarının da gözetilmesi gerektiğini söyledi.

Sosyal geri çekilme, yoğun öfke, tehdit dili ve planlama davranışlarının erken dönemde fark edilmesinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bu çocuk neden sessizleşti, neden görünmez oldu ya da neden alışılmışın dışında davranmaya başladı?” sorularının sorulması gerektiğini belirtti.

Prof. Dr. Tarhan, önleme çalışmalarının tüm öğrencilere yönelik duygusal beceri eğitimlerinden yüksek risk durumlarında kriz müdahalesine kadar uzanan bir bütün olarak ele alınmasını önerdi.

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okul şiddetinin önlenmesinde güvenli ilişkilerin, erken müdahalenin ve aile-okul-uzman iş birliğinin rolünü değerlendirdi.

Aidiyet ve değerlilik duygusu güçlendirilmeli

Gençlerin davranışlarını anlamak için karşılanmayan psikolojik ihtiyaçlarına da bakılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aidiyet, değerlilik, anlam ve duyguları ifade edebilmenin önemine dikkat çekti.

Bir topluluğa ait olmanın, kendini önemli hissetmenin ve yaşamına anlam katan amaçlara sahip olmanın gençler için temel ihtiyaçlar olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, bu alanlardaki eksikliklerin yalnızlık, öfke ve umutsuzluk duygularına zemin hazırlayabildiğini söyledi.

Prof. Dr. Tarhan, “Bir genç ‘kimse beni anlamıyor’ diyorsa dikkat!” uyarısında bulunarak, gençlerin anlaşılma ihtiyacının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Güvenilir bir yetişkinle kurulan ilişki koruyucu rol oynuyor

Öğrencinin hayatında güvenebileceği bir yetişkinin bulunmasının önemli bir koruyucu etken olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, öğretmen, okul psikolojik danışmanı veya ebeveynle kurulan güvenli ilişkinin çocuğun çevresine ve hayata duyduğu güveni desteklediğini ifade etti.

Şiddeti önleme çalışmalarında öğrencinin yalnızca davranışına değil, kurduğu ilişkilerin niteliğine de odaklanılması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, gençlerin kendilerini ifade edebildikleri ve destek bulabildikleri bir okul ortamının önemini vurguladı.

Kamera ve disiplin önlemleri tek başına yeterli değil

Okul şiddetinin yalnızca olay anına odaklanılarak ele alınamayacağını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Okul şiddeti sıfırlanamaz ama büyük ölçüde önlenebilir.” dedi.

Şiddetin çoğu zaman öncesinde işaretler veren bir süreç içinde geliştiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan; sosyal geri çekilme, tehdit dili, yoğun öfke ve planlama davranışlarının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Metal dedektörleri, kamera sistemleri ve disiplin cezalarının tek başına sorunun nedenlerini ortadan kaldırmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, güvenlik önlemlerinin psikolojik ve sosyal destek çalışmalarıyla birlikte yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

İlk adım, tüm öğrencilerin sosyal ve duygusal becerilerini geliştirmek

Okul şiddetini önlemede üç aşamalı bir yaklaşım öneren Prof. Dr. Tarhan, ilk aşamanın bütün öğrencileri kapsadığını ve okul iklimini dönüştürmeyi amaçladığını belirtti.

Birincil önleme kapsamında sosyal-duygusal öğrenme, empati eğitimi, zorbalık karşıtı programlar ve duygu düzenleme becerilerinin öne çıktığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, öğrencilerin duygularını tanımasının ve dürtülerini yönetebilmesinin önemine dikkat çekti.

Üsküdar Üniversitesi tarafından beş yıllık çalışmayla hazırlanan “Mutluluk Bilimi ve Değerler” isimli yardımcı ders kitabının da rehberlik programlarında kullanılabileceğini söyledi.

Sessizleşen ve yalnızlaşan öğrencinin yaşadıkları anlaşılmalı

İkinci aşamanın, desteğe ihtiyaç duyan öğrencilerin erken fark edilmesini kapsadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, davranış değişikliklerinin nedenlerinin araştırılması gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Tarhan, “Bu çocuk neden sessizleşti, neden görünmez oldu ya da neden alışılmışın dışında davranmaya başladı?” sorularının erken müdahale açısından yol gösterici olduğunu ifade etti.

Yalnızlaşan öğrencilerin fark edilmesi, depresyon belirtilerinin izlenmesi ve okul psikolojik danışmanlığının etkin kullanılması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, sorunlar derinleşmeden destek sağlanmasının önemine işaret etti.

Yüksek risk durumlarında ortak hareket edilmeli

Üçüncül önlemenin ise yüksek risk durumlarında kriz müdahalesini içerdiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, tehdit değerlendirme ekiplerinin kurulması gerektiğini söyledi.

Bu aşamada aile, okul ve ruh sağlığı uzmanlarının birlikte hareket etmesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, gerektiğinde güvenlik önlemlerinin de devreye alınması gerektiğini ifade etti. Tarhan, önleme ve müdahale sürecinin farklı birimlerin koordinasyonuyla yürütülmesini önerdi.

Psikolojik sağlamlık çalışmaları okul yaşamının parçası olmalı

ABD’deki okullarda yürütülen çalışmalara da değinen Prof. Dr. Tarhan, bilinçli farkındalık ve sosyal-duygusal öğrenme programları kapsamında öğrencilerin psikolojik sağlamlığını destekleyen uygulamalar yapıldığını belirtti.

Bu çalışmalarda empati, anlam, amaç, paylaşımcılık, minnettarlık ve dürtü kontrolü gibi alanlara odaklanıldığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, şiddeti önlemede öğrencilerin duygusal becerilerini güçlendiren eğitimlerin önemini vurguladı.

Önleme çalışmaları dijital yaşamı da kapsamalı

Gençlerin dijital ortamda karşılaştıkları içeriklerin ve rol modellerin de değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, yoğun ekran maruziyetinin sosyal izolasyona ve yüzeysel ilişkilere yol açabildiğini söyledi.

Mafya lideri gibi sunulan bazı rol modellerin şiddeti estetikleştirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Bu nedenle modern önleme çalışmaları sadece okul içinde değil, dijital yaşamı da kapsamalı.” diyerek sözlerini tamamladı.

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

Manisa’da okulda silahlı saldırı, 11 yaralı, 4 gözaltı ve uyarı

Manisa’da okulda silahlı saldırı, 11 yaralı, 4 gözaltı ve uyarı

Adalet Bakanı Akın Gürlek: Çocuklarımızın güvenliğini tehdit eden hiçbir ihmal karşılıksız kalmayacaktır’ dedi. Bakan Akın Gürlek’in olayla ilgili  paylaşımı şöyle.

ÇOCUKLARIMIZIN GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDEN HİÇBİR İHMAL KARŞILIKSIZ KALMAYACAKTIR! Manisa’nın Turgutlu ilçesinde, okul binası dışında, öğrencilerimizin okullarına gittiği sokakta meydana gelen silahlı saldırıda 2’si ağır olmak üzere 11 öğrencimizin yaralanması hepimizi derinden üzmüştür. Yaralanan evlatlarımıza acil şifalar diliyor; ailelerine, arkadaşlarına ve eğitim camiamıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Olayın hemen ardından Turgutlu Cumhuriyet Başsavcılığımızca kapsamlı bir soruşturma başlatılmış, Başsavcımızın koordinasyonunda iki Cumhuriyet savcısı görevlendirilmiş, saldırıyı gerçekleştiren adli süreçteki çocuk kısa sürede yakalanarak gözaltına alınmıştır. Çocuklarımızın güvenliği söz konusu olduğunda hiçbir ihmalin, hiçbir sorumsuzluğun görmezden gelinmesi mümkün değildir. Yakın zamanda öncülük ettiğimiz yasal düzenleme ile ailelerin bakım ve gözetim yükümlülüklerine ilişkin sorumlulukları daha açık ve güçlü hâle getirmiştik. Bu kapsamda anne, baba ve saldırıda kullanılan silahın kullanımında bulunduğu belirlenen dede de gözaltına alınmıştır. Saldırıda kullanılan silahın çocuğun eline nasıl geçtiği, silahın muhafaza koşulları, anne ve babanın bakım ve gözetim yükümlülükleri ile olay öncesinde akran zorbalığı yaşandığı yönündeki iddialar çok yönlü ve titizlikle araştırılmaktadır. Çocuklarımızın güvenliğini tehdit eden bu olayın üzerine hukuk içinde ve kararlılıkla gidilecek; sorumluluğu bulunanlar titizlikle tespit edilecek, hiçbir ihmal gözardı edilmeyecektir. İlgili bakanlıklarımız ve kurumlarımızla güçlü bir koordinasyon içerisinde hem adli süreci hem de yaralı öğrencilerimizin durumunu hassasiyetle takip ediyoruz. Yaralı öğrencilerimize bir kez daha acil şifalar diliyoruz.

ÇYDD: ÇOCUKLARIN CAN GÜVENLİĞİ HER ŞEYDEN ÖNCE GELİR!

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde, okul önünde gerçekleşen bir silahlı saldırıda çok sayıda öğrencinin yaralanması, çocuklarımızın güvenliği için gerekli adımların daha fazla ertelenemeyeceğini acı bir biçimde göstermiştir. Çocukların kendilerini en güvende hissetmeleri gereken yerde silahlı şiddetle karşı karşıya kalması, yaşam ve eğitim haklarına doğrudan yönelmiş bir tehdittir. Hiçbir çocuk okul yolunda can kaygısı taşımamalıdır.
Çocukların can güvenliğini sağlamak için önleyici ve sürdürülebilir çalışmalar yürütülmeli; silaha erişimin sıkı biçimde denetlendiği, risklerin zamanında belirlendiği ve koruyucu önlemlerin kararlılıkla uygulandığı kapsamlı bir kamu politikası gecikmeden hayata geçirilmelidir. Çocuklarımızın güvenliğini tehdit eden hiçbir olayın sıradanlaşmasına sessiz kalmayacağız. Yaralanan öğrencilerimizin bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını ve can kaybı yaşanmamasını diliyor; ailelerine, arkadaşlarına ve ulusumuza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

TKP’den okul saldırısı sonrası açıklama: ‘Şiddeti normalleştiren düzeni hep birlikte değiştirmek durumundayız’

Türkiye Komünist Partisi (TKP), Manisa Turgutlu’da bir okulun önünde meydana gelen silahlı saldırının ardından yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, okullarda artan şiddetin yalnızca güvenlikçi tedbirlerle engellenemeyeceği ve çocukları şiddetten korumanın onları yalnızca silahlardan değil, şiddeti üreten toplumsal koşullardan da korumayı gerektirdiği vurgulandı. “Dizileriyle şiddeti normalleştiren, bireysel silahlanmanın artmasına olanak sağlayan ve insan hayatını değersizleştiren bu toplumsal düzeni ülkemizin bugünü ve geleceği için hep birlikte değiştirmek durumundayız” ifadelerine yer verildi.

TKP açıklamasının tamamı şöyle:

“Okullar açılırken söyledik: Çocukların yüzünün güldüğü; karnının tok, geleceğinin güvence altında olduğu; korkunun, endişenin ve yoksulluğun çocuklardan uzak olduğu bir ülke istiyoruz.

Bugün Manisa Turgutlu’da bir okulun önünde silah sesleri duyuldu, hayati tehlikesi de olan yaralı öğrenciler var.
Yaralanan öğrencilerin bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyoruz.

Saldırının  arkasında yatan neden henüz bilinmemekle birlikte artan okul saldırıları dar anlamıyla “güvenlik sorunu” olarak ele alınamayacak çok boyutlu bir soruna işaret ediyor. Bu gerçek görmezden gelinirse çocuklarımıza yönelen şiddetin nedenleri doğru şekilde tespit edilemez ve çözüm yalnızca güvenlik önlemlerini sıkılaştırmakta aranır. Yaşananlar dolayısıyla milyonlarca veli ve öğrencinin güvenlik kaygıları artarken bu haklı endişenin güvenlikçi bir yaklaşımla istismar edilmesi karşı karşıya olduğumuz soruna çözüm olmayacaktır.

Yoksulluğun, eşitsizliğin, geleceksizliğin ve toplumsal çürümenin derinleştiği bir ülkede çocukları şiddetten korumak, onları yalnızca silahlardan değil, şiddeti besleyen bu toplumsal koşullardan da korumayı gerektirir.

Dizileriyle şiddeti normalleştiren, bireysel silahlanmanın artmasına olanak sağlayan ve insan hayatını değersizleştiren bu toplumsal düzeni ülkemizin bugünü ve geleceği için hep birlikte değiştirmek durumundayız.”

Okulda şiddeti önlemede erken uyarıları fark etmek kritik!

Erken uyarı işaretleri genelde tek bir davranıştan değil, bir örüntüden anlaşılıyor!

Okul başarısındaki ani düşüş, tehditkâr konuşmalar, belirgin sosyal çekilme ve zarar verme imaları… Gençlerde şiddet riskini değerlendirirken tek bir davranışa değil, bir arada görülen değişimlere dikkat edilmesi gerektiğini belirten Klinik Psikolog İpek Erol, aile, öğretmen ve ruh sağlığı uzmanları arasındaki iş birliğinin önemini vurguladı.

Her öfkeli veya içe kapanık gencin şiddete yönelmediğinin altını çizen İpek Erol, “Risk, çoğunlukla bireysel kırılganlıklarla aile, okul ve çevre koşullarının birleştiği noktada yükselir.” dedi. Okul saldırılarının arkasında çoğu zaman tek bir neden bulunmadığını belirten İpek Erol; dışlanmışlık hissi, küçük düşürülme algısı, yoğun yalnızlık, değersizlik duygusu ve intikam fantezileri gibi unsurların birikimli bir psikolojik sürecin parçaları olabileceğini söyledi.

İpek Erol, okulda şiddeti önleme çalışmalarında güvenlik önlemleri kadar öğrenciyi tanıyan, dinleyen ve gerektiğinde uzman desteğine yönlendiren bir yaklaşımın da gerekli olduğunu belirtti.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikolog İpek Erol, okul temelli şiddet olaylarında erken uyarı işaretlerini, gençlerin yaşadığı duygusal güçlükleri ve önleme sürecinde aile, okul ve medyanın sorumluluklarını değerlendirdi.

Tek bir davranış değil, değişimlerin bütünü değerlendirilmeli

Gençlerin davranışlarındaki değişimlerin aileler ve öğretmenler tarafından dikkatle izlenmesi gerektiğini belirten Klinik Psikolog İpek Erol, “Erken uyarı işaretleri genelde tek bir davranıştan değil, bir örüntüden anlaşılır.” dedi.

Okul başarısında ani düşüş, okula yabancılaşma, yoğun öfke patlamaları, tehditkâr konuşmalar, intikam içerikli ifadeler, silahlara aşırı ilgi ve şiddeti romantize eden paylaşımların bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden İpek Erol; kendine ya da başkasına zarar verme imalarının, belirgin sosyal çekilmenin ve ağır bir aşağılanma ya da reddedilme sonrasında ortaya çıkan davranış değişikliklerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.

İpek Erol, “Özellikle ‘beni görecekler’, ‘hesabını soracağım’, ‘artık dayanmayacağım’ gibi cümleler kesinlikle küçümsenmemelidir.” uyarısında bulundu.

Öğrenciyi yalnızca disiplin meselesi olarak görmek erken müdahaleyi zorlaştırıyor

Şiddeti önlemede öğrencinin yaşadığı güçlüklerin fark edilmesinin ve uygun desteğe ulaşmasının önemine dikkat çeken Erol, okulun yaklaşımının bu süreçte belirleyici olduğunu kaydetti.

İpek Erol, “Okul tarafında ise öğrenciyi yalnızca disiplin meselesi olarak görmek, rehberlik servislerini kriz yönetimi yerine evrak işine sıkıştırmak, öğretmenlerin risk sinyallerini tanıma konusunda yeterince desteklenmemesi ve kurumlar arası yönlendirme zincirinin zayıf olması büyük açık yaratır.” diye konuştu.

Rehberlik servislerinin tek başına yeterli olmadığını da vurgulayan İpek Erol, “Öğretmen, aile, okul yönetimi, çocuk-ergen ruh sağlığı uzmanı ve gerektiğinde sosyal hizmet birimleri birlikte çalışmadığında erken fark etme şansı azalır.” dedi.

Çocukla yalnızca kuralları değil, yaşadığı duyguları da konuşmak gerekiyor

Aile içindeki iletişimin gençlerin duygusal güçlüklerle baş etmesinde önemli bir yeri olduğunu belirten İpek Erol, duyguların konuşulamadığı ve çocuğun yalnızca başarısı üzerinden değerlendirildiği ortamların kırılganlığı artırabileceğini ifade etti.

İpek Erol, “Evde duyguların konuşulamadığı, sınırların ya çok gevşek ya çok sert olduğu, çocuğun görülmediği ya da sadece başarı üzerinden değer gördüğü aile ortamları kırılganlığı artırabilir.” dedi.

Ailelere çocuklarının yaşadığı duyguları anlamaya yönelik bir iletişim kurmaları çağrısında bulunan İpek  Erol, “Aileler çocukla sadece kural konuşmamalı; utancı, öfkeyi, reddedilmeyi ve hayal kırıklığını nasıl yaşadığını da konuşmalı.” ifadelerini kullandı.

Her öfkeli veya içe kapanık genç şiddete yönelmiyor

Ergenlikte duyguların yoğun yaşandığını, buna karşılık duyguları düzenleme kapasitesinin henüz tam gelişmediğini anlatan Erol; dürtü kontrolündeki zayıflığın, kimlik karmaşasının, akran grubu içinde kabul görme ihtiyacının ve öfkeyi yönetememenin bazı gençlerde saldırgan davranış riskini artırabildiğini söyledi.

Ancak bu özelliklerin tek başına bir gencin şiddete yöneleceği anlamına gelmediğini vurgulayan İpek Erol, “Her öfkeli, her içe kapanık ya da her kimlik krizi yaşayan genç şiddete yönelmez; risk, çoğunlukla bireysel kırılganlıklarla aile, okul ve çevre koşullarının birleştiği noktada yükselir.” diye konuştu.

Erol, davranışı kontrol etmekte güçlük, yoğun duygusal sıkıntı, okula düşük bağlılık, aile içi çatışma ve şiddete maruz kalmanın birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Görünür olma isteği ile yalnızlık bir arada yaşanabiliyor

Gençlerin taşıdığı duygusal yükün de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Erol, “Yalnızlık, değersizlik hissi, sürekli karşılaştırılma, başarısızlık korkusu, dışlanma, gelecek kaygısı ve anlam kaybı gençlerin en sık yaşadığı duygular arasında.” dedi.

Dijital kültürün görünür olma baskısıyla bu yükü artırabildiğini ifade eden İpek Erol, “Genç hem çok görünür olmak istiyor hem de gerçek ilişkilerde çok yalnız hissedebiliyor. Bu da özellikle narsisistik incinme, utanç ve öfke döngüsünü güçlendirebiliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Okul saldırılarının arkasında çoğu zaman tek bir neden bulunmadığını belirten İpek Erol; dışlanmışlık hissi, küçük düşürülme algısı, yoğun yalnızlık, değersizlik duygusu ve intikam fantezileri gibi unsurların birikimli bir psikolojik sürecin parçaları olabileceğini söyledi.

Psikiyatrik değerlendirmede erken müdahale önem taşıyor

Bazı vakalarda daha ağır psikiyatrik tabloların da söz konusu olabileceğini ifade eden İpek Erol, özellikle psikotik süreçlerde gerçeklik algısının bozulmasının kişinin çevresini olduğundan farklı algılamasına yol açabildiğini belirtti.

Psikiyatrik hastalıklarla şiddet arasında doğrudan ve genelleyici bir bağ kurulmaması gerektiğine dikkat çeken Erol, erken psikiyatrik değerlendirme ve müdahalenin önemini vurguladı.

Dijital oyunlar üzerinden tek nedenli açıklama yapılamaz

Şiddet olaylarının yalnızca dijital oyunlarla açıklanamayacağını belirten Erol, “Dijital oyunları tek başına neden gibi göstermek doğru değil.” dedi.

Şiddet içerikli oyunların bazı gençlerde saldırgan duygu ve tepkileri artırabileceğine ve duyarsızlaşmaya katkı sunabileceğine ilişkin bulgular bulunduğunu ifade eden İpek Erol, bu bulguların ağır ve hedefli saldırıları tek başına oyun oynamakla açıklamadığını vurguladı.

Erol, “Asıl belirleyici olan; gencin ruhsal durumu, aile ortamı, maruz kaldığı şiddet, sosyal dışlanma, öfke düzenleme kapasitesi ve en kritik olarak silaha erişim gibi etkenlerin birleşimidir.” diye konuştu.

Medyada failin hikâyesi yerine önleme ve destek yolları öne çıkarılmalı

Şiddeti önleme konusunda medyanın da sorumluluk taşıdığını kaydeden İpek Erol, failin adını, görüntüsünü ve hikâyesini öne çıkaran yayınların bazı kırılgan gençler açısından model oluşturabileceğine dikkat çekti. Erol, bu durumun literatürde ‘taklit/bulaşma etkisi’ olarak tanımlandığını belirtti.

Haberlerde kullanılan dilin ve seçilen odağın önemini vurgulayan Erol, “Odağı failden mağdurlara, toplumsal iyileşmeye ve önleme yollarına kaydırmak gerekir. Olayın dramatik detaylarını tekrar tekrar vermek yerine, erken uyarı işaretlerine, psikolojik destek yollarına ve çözüm önerilerine yer vermek çok daha koruyucudur. Çünkü mesele sadece bir olayı aktarmak değil, o bilginin toplumda nasıl bir etki yaratacağını da gözetmektir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Okullarda şiddet önlenebilir mi? 

Okul şiddetini önlemede öğrencinin kendini güvende, değerli ve bir topluluğa ait hissetmesinin önemine dikkat çeken Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, güvenlik önlemlerinin yanı sıra gençlerin psikolojik ihtiyaçlarının da gözetilmesi gerektiğini söyledi.

Sosyal geri çekilme, yoğun öfke, tehdit dili ve planlama davranışlarının erken dönemde fark edilmesinin önemini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “Bu çocuk neden sessizleşti, neden görünmez oldu ya da neden alışılmışın dışında davranmaya başladı?” sorularının sorulması gerektiğini belirtti.

Prof. Dr. Tarhan, önleme çalışmalarının tüm öğrencilere yönelik duygusal beceri eğitimlerinden yüksek risk durumlarında kriz müdahalesine kadar uzanan bir bütün olarak ele alınmasını önerdi.

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, okul şiddetinin önlenmesinde güvenli ilişkilerin, erken müdahalenin ve aile-okul-uzman iş birliğinin rolünü değerlendirdi.

Aidiyet ve değerlilik duygusu güçlendirilmeli

Gençlerin davranışlarını anlamak için karşılanmayan psikolojik ihtiyaçlarına da bakılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aidiyet, değerlilik, anlam ve duyguları ifade edebilmenin önemine dikkat çekti.

Bir topluluğa ait olmanın, kendini önemli hissetmenin ve yaşamına anlam katan amaçlara sahip olmanın gençler için temel ihtiyaçlar olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, bu alanlardaki eksikliklerin yalnızlık, öfke ve umutsuzluk duygularına zemin hazırlayabildiğini söyledi.

Prof. Dr. Tarhan, “Bir genç ‘kimse beni anlamıyor’ diyorsa dikkat!” uyarısında bulunarak, gençlerin anlaşılma ihtiyacının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Güvenilir bir yetişkinle kurulan ilişki koruyucu rol oynuyor

Öğrencinin hayatında güvenebileceği bir yetişkinin bulunmasının önemli bir koruyucu etken olduğunu belirten Prof. Dr. Tarhan, öğretmen, okul psikolojik danışmanı veya ebeveynle kurulan güvenli ilişkinin çocuğun çevresine ve hayata duyduğu güveni desteklediğini ifade etti.

Şiddeti önleme çalışmalarında öğrencinin yalnızca davranışına değil, kurduğu ilişkilerin niteliğine de odaklanılması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, gençlerin kendilerini ifade edebildikleri ve destek bulabildikleri bir okul ortamının önemini vurguladı.

Kamera ve disiplin önlemleri tek başına yeterli değil

Okul şiddetinin yalnızca olay anına odaklanılarak ele alınamayacağını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Okul şiddeti sıfırlanamaz ama büyük ölçüde önlenebilir.” dedi.

Şiddetin çoğu zaman öncesinde işaretler veren bir süreç içinde geliştiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan; sosyal geri çekilme, tehdit dili, yoğun öfke ve planlama davranışlarının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Metal dedektörleri, kamera sistemleri ve disiplin cezalarının tek başına sorunun nedenlerini ortadan kaldırmadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, güvenlik önlemlerinin psikolojik ve sosyal destek çalışmalarıyla birlikte yürütülmesi gerektiğini kaydetti.

İlk adım, tüm öğrencilerin sosyal ve duygusal becerilerini geliştirmek

Okul şiddetini önlemede üç aşamalı bir yaklaşım öneren Prof. Dr. Tarhan, ilk aşamanın bütün öğrencileri kapsadığını ve okul iklimini dönüştürmeyi amaçladığını belirtti.

Birincil önleme kapsamında sosyal-duygusal öğrenme, empati eğitimi, zorbalık karşıtı programlar ve duygu düzenleme becerilerinin öne çıktığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, öğrencilerin duygularını tanımasının ve dürtülerini yönetebilmesinin önemine dikkat çekti.

Üsküdar Üniversitesi tarafından beş yıllık çalışmayla hazırlanan “Mutluluk Bilimi ve Değerler” isimli yardımcı ders kitabının da rehberlik programlarında kullanılabileceğini söyledi.

Sessizleşen ve yalnızlaşan öğrencinin yaşadıkları anlaşılmalı

İkinci aşamanın, desteğe ihtiyaç duyan öğrencilerin erken fark edilmesini kapsadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, davranış değişikliklerinin nedenlerinin araştırılması gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Tarhan, “Bu çocuk neden sessizleşti, neden görünmez oldu ya da neden alışılmışın dışında davranmaya başladı?” sorularının erken müdahale açısından yol gösterici olduğunu ifade etti.

Yalnızlaşan öğrencilerin fark edilmesi, depresyon belirtilerinin izlenmesi ve okul psikolojik danışmanlığının etkin kullanılması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, sorunlar derinleşmeden destek sağlanmasının önemine işaret etti.

Yüksek risk durumlarında ortak hareket edilmeli

Üçüncül önlemenin ise yüksek risk durumlarında kriz müdahalesini içerdiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, tehdit değerlendirme ekiplerinin kurulması gerektiğini söyledi.

Bu aşamada aile, okul ve ruh sağlığı uzmanlarının birlikte hareket etmesinin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, gerektiğinde güvenlik önlemlerinin de devreye alınması gerektiğini ifade etti. Tarhan, önleme ve müdahale sürecinin farklı birimlerin koordinasyonuyla yürütülmesini önerdi.

Psikolojik sağlamlık çalışmaları okul yaşamının parçası olmalı

ABD’deki okullarda yürütülen çalışmalara da değinen Prof. Dr. Tarhan, bilinçli farkındalık ve sosyal-duygusal öğrenme programları kapsamında öğrencilerin psikolojik sağlamlığını destekleyen uygulamalar yapıldığını belirtti.

Bu çalışmalarda empati, anlam, amaç, paylaşımcılık, minnettarlık ve dürtü kontrolü gibi alanlara odaklanıldığını ifade eden Prof. Dr. Tarhan, şiddeti önlemede öğrencilerin duygusal becerilerini güçlendiren eğitimlerin önemini vurguladı.

Önleme çalışmaları dijital yaşamı da kapsamalı

Gençlerin dijital ortamda karşılaştıkları içeriklerin ve rol modellerin de değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, yoğun ekran maruziyetinin sosyal izolasyona ve yüzeysel ilişkilere yol açabildiğini söyledi.

Mafya lideri gibi sunulan bazı rol modellerin şiddeti estetikleştirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Bu nedenle modern önleme çalışmaları sadece okul içinde değil, dijital yaşamı da kapsamalı.” diyerek sözlerini tamamladı.

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın
Yükleniyor…